HaberManşet

GÜVENLİK Mİ MAHREMİYET Mİ ?

465görüntülenme

14/02/2022

 

Hekim; şifa bulmak üzere başvuran hastaların şikayetlerini dinleyen, gerekli muayeneyi yapan ve yine gerekli olan durumlarda tetkik-görünteleme gibi metodlarla tanı koyan, tedavi düzenleyen ve tüm bunları yapabilmek adına eğitim almış diplomaya sahip kişidir.

İnsanın hastalığının ne olduğunun bulunması yani tanısının konulması bile büyük bir nimet iken bir de tedavisinin yapılması paha biçilemez. Sadece kendi canımızda değil, canımızdan çok sevdiklerimizin sağlığını hatta hayatını hekimlere emanet ederiz. Öyesi bir güven vardır ki gerektiğinde ameliyat olmaya bile rıza gösterilir.

Tıp fakültelerinde öğretilen Primum non nocere, “Önce, zarar verme!” kuralı hekimliğin yazılı olmayan temel yasasıdır.Fakat maalesef ülkemizde görev yapan hekimler için birinci sıraya ‘‘Önce zarar görme’’ kuralı yerleşmiştir. Çünkü sağlık sisteminde yaşanılması kaçılmaz aksaklıklardan neredeyse tamamen hekimler sorumlu tutulmaya başlanmıştır. İdare gerekli desteği sunmak bir yana gerekli gereksiz her duruma soruşturma açmaya başlamıştır. Artık bu durum öyle vahim bir hale geldi ki Sağlık Bakanı il sağlık müdürlerine yazılı talimat göndererek gereksiz soruşturmalara son verilmesini istemiştir.

Sağlık ile hiç yanyan gelmemesi gereken bir kelime olan şiddet! Sağlıkta şiddet diye yapılan haberlerin haddi hesabı yok. Bir de yaşanan ama haber olmayan şiddet olaylarını düşününce hekimler canların bezmiş durumda. Daha üzücü olan ise sözel ya da ciddi hasar vermeyen şiddet olaylarında yargı bunu sıradan tartışma/kavga olarak görüyor. Kameranın görmediği yerlerde çoğu defa hekim şiddete uğradığını ispatlayamıyor bile!

İftira atılması en kolay meslek grubu da hekimler oldu maalesef. Polklinik odasında hastaları muayene etmeye bile çekinir oldu hekimler. Artık bir çok hekim yanında hemşire ya da sekreter olmadan tek başına çalışmak zorunda kalıyor. Odada kamera bulunması da idare tarafından yasaklanmış zaten. Kötü niyetli kişinin içeri de tacize uğradım iftirasına karşı ne yapılabilir? Şiddet olayların tersine bu defa da hekimden masum olduğunu ispatlaması bekleniyor! Böyle bir şey olmaz deniyor ama henüz geçen hafta Kahramanmaraş’ta bir hekim buna maruz kaldı. Yapılan şikayetin iftira olup olmadığına elbette yargı karar verecek ama iddiaya maruz kalan kişinin hekim olması eşine rastlanılmamış şekilde tutuklu yargılamaya yeterli olarak görüldü. Üstelik çok daha vahim hadiseler de yaşandı. ‘Suçu ispat edilene kadar herkes masumdur’ karinesi gereği yapılan haberlerde, suçlanan kişinin bilgileri açık açık yazılmaz. Örneğin isminin tamamı değil baş harfleri yazılarak haber yapılır. Suçlanan hekim olunca isim soyisim açık açık yazılarak, çalıştığı kurum, şehir, yaptığı görevler sıranarak ve bununla da yetinilmeyip fotoğrafları paylaşılarak haberler yapıldı. Hani hekime olan inanç? Hani masumiyet karinesi? Bu haberleri yapanlar hiç düşündü mü acaba, ya iftira atılıyorsa!

Polklinik odalarında hasta mahremiyeti nedeniyle görüntü ya da ses kaydı yapılamıyor. Personel eksikliği nedeniyle hemşire ya da sekreter muayene odalarında bulunmuyor.Hekimler hastaları muayene etmek bir yana aynı mekanda bulunmaya bile çekinir oldu! Bu ortamda sağlık hizmetinden bahsetmek mümkün olabilir mi?

Hasta mahremiyeti elbette çok önemli ve hassas bir konu ama artık hekimler her şeyi kendileri ispatlamak zorunda bırakıldıkları için poliklinik odalarında da kamera olmasını istiyor.Tek başına kimse hasta bakmak istemiyor. Artık idarelerin bu sorunlara kulak tıkamayı bırakıp çözüm üretmeleri gerekmektedir. Sağlık sistemimiz zaten çok sıkıntılı günler yaşıyor ama bu sorun en beteri gibi duruyor.

 

ŞUAHED YÖNETİM KURULU